KÜRESEL BAZDA ULUSLARARASI FİRMA GÜVENLİĞİ

KÜRESEL BAZDA ULUSLARARASI FİRMA GÜVENLİĞİ

Röportaj: Fatih Muallim

Küreselleşen günümüz dünyasında birçok firma, sınırlarını diğer ülkelere taşıyarak varlıklarını devam ettirmektedir. Uluslararası bir firma olmanın gerekliliklerinden biri de güvenilir olmasıdır. Fakat suç olgusunun bölgeye göre farklılık göstermesi, kültürel farklılıklar ve yerel yönetimler gibi detaylar, gerekli güvenlik önlemleri alınmadan önce detaylı bir araştırmanın yapılması gerektiğini göstermektedir.

Biz de a&s Türkiye olarak uluslararası firmaların güvenlik işleyişleriyle ilgili araştırmamız kapsamında, Tesco Kipa’da Güvenlik ve Kayıp Önleme Ülke Müdürü Hakan Özalp ve Asset International Güvenlik Danışmanı Tayfun Bora ile bilgi alışverişinde bulunduk.  

 

Çok uluslu firmaların, küresel güvenlik programları oluşturmalarına sebep olan etkenler nelerdir? Firmaların yaşadıkları genel problemlerden bahsedebilir misiniz?

Tayfun BoraTayfun Bora: Bu etkenleri irdeleyebilmek için günümüze kadar gelen güvenliğin gelişim sürecine bakmak gerekir. Yanlış değerlendirmelerde bulunmamak için de, işin tanımını ve tarihinden kopmamalı. Biliyorsunuz, güvenlik; kelime itibariyle M.S. 1050 yılından beri var : “SECURİTAS” Latince’de bu şekilde ilk anlam bulmaya başlamıştır. Ülkemizle batılıların güvenlik bağlamındaki karşılaştırmasını yaptığımızda tarihsel süreçte biz çoğunlukla saldıran tarafta olmuşuzdur, en azından, okuduğumuz tarih kitapları bunu böyle anlatır. Çoğu batılının aksine, bizim kalelerimizde, yaklaşmayı engelleyen su hendekleri yoktur. Bizim kültürümüzde en iyi savunma saldırıdır. Böylelikle batılılarda savunma taktikleri gelişir olmuştur.

Güvenlik; insanları, varlık (Asset) ve değerleri, bina, operasyon, iş ve kurumları dış ve iç etkenlere (saldırı) karşı korumaktır. Çok uluslu firmalar korunma taktiklerini bu etkenlere karşı direnç oluşturma (Resilience) olarak tanımlar. Bunlar yapılırken Güvenlik Yönetim Planları, uygulamaları, gözlemleri, değişik varyasyonlarla kullanılan güvenlik görevlileri, giriş kontrol teknikleri (Access Management), Alarm Sistemleri ve tahkikatlar gibi koruma sistemleri üzerine metodolojiler ve stratejiler kullanılır.

Bu olguların tamamının entegrasyonunda başta İsrail, A.B.D. ve İngiltere olmak üzere birbirine benzer yapılar kullanılmaktadır ve hepsi üniversitelerde araştırma konularıdır. Bilime dayalı olmayan hiçbir olgu gelişemez ve sonuçta tarihteki yerini alarak yok olur gider. Örnek vermek gerekirse, Kriminoloji bir bilim dalı olarak yukarıda sıraladığım koruma sistemlerini destekler.

Durum böyle olunca çok uluslu firmalar kendi ülkelerinde kullandıkları koruma sistem ve stratejilerinin bulundukları her ülke ve noktada uygulanması ile dış ve iç etkilere karşı direncini kuvvetlendirmek (korunmak) ister. Bunu da kurum içerisinde yayınladığı “Best Practices“ veya “Minimum Standards“  adı verilen uygulamalar ile ve her noktada bu yeknesaklığı sağlamakla yerine getirmeye çalışır.

Diğer taraftan, suç olgusu ve suç yöntemlerinde kültürel farklılıklar çok ön plana çıkar. Suç her ülkede aynı değildir ve farklı tezahürlerle ortaya çıkar. Kiminin suç olarak gördüğü küçük olgular, diğer ülkelerde suç sayılmayabilir.

İşte, suçun doğasından kaynaklı bu farklılıklar, korunma stratejileri dünyanın her yerinde aynı olan firmalarda, esneklik sağlanamadığı sürece problem olarak karşımıza çıkar.

Problem olarak tanımladığımız husus işe şudur: Hangi sektör ve alanda faaliyet gösterirse göstersin sonuçta dünyadaki tüm firmalar maddi kazanç için varlıklarını sürdürür ve hepsinde karlılığı arttırmak üzere maliyet analizleri, tasarruf baskıları söz konusudur. Durum böyle olunca, bir suç sırf kendi ülkesinde fazla revaçta diye bu suçun söz konusu olmadığı diğer bölgelerde de olacakmış gibi merkezden yatırım baskısı yaratması, yerel bazda lüzumsuz yatırımlarla yerel yönetimlerin tepkisini çekmektedir. Bu çelişkinin doğmasının ana sebebi de risk ölçümlemesinin yerel bazda yapılmayışıdır. Sonuçta çağdaş güvenlikte her koruma tedbiri bir risk ölçümlemesine, her risk ölçümlemesi de korunması gereken bir değere, varlığa (Asset) dayanmalıdır.

Merkezi yatırım ve minimum standartlar yayınlanmasının sebebi de yerel noktalarda çalışan güvenlikçilerin bu tür uluslararası standartları bilip, bilmedikleri ve uygulayabilip, uygulayamadıkları endişesidir.

Hakan Özal siteHakan Özalp: Çok uluslu firmaların küresel güvenlik programları oluşturmalarının en büyük sebebi;  firmaların diğer faaliyetlerinde olduğu gibi güvenlik alanında da dünya standartlarına paralel uygulamalara sahip olmaktır. Bu ihtiyaçtan hareketle, çok uluslu firmanın merkezinden gönderilen politika ve prosedürler, yerel ihtiyaçlara göre şekillendiriliyor ve uygulanıyor.

Bir diğer sebep ise; güvenlik tedbirlerinde etkinliği artırmak ve tasarruf sağlamaktır.  Her ne kadar farklı coğrafyalarda bulunsalar da, aslında tüm perakende firmalarının karşı karşıya olduğu tehditler ve riskler gibi bunlara karşı alınabilecek önlemler de birbirine benzer. Bu açıdan bakıldığında, çok uluslu şirketlerin güvenlik birimleri arasında bilgi ve beceri paylaşımı hem çok daha kolaydır hem de bu paylaşım sayesinde yerel birimlerin zaman ve para tasarrufu sağlaması mümkün olur.

Üçüncü sebep, personel eğitimidir. Çok uluslu şirketin parçası olan personelin eğitimi çok daha verimli ve kolaydır. Eğitim ihtiyacı duyulan konularda hem eğitim materyali hem de eğitmen desteği bu firmalarda çok daha kolay sağlanır.

Son olarak, çok uluslu şirketlerde yaygın olarak karşılaşılan merkezî satın alma usullerinin özellikle elektronik güvenlik donanımlarının tedarikinde büyük avantaj sağlar. En yeni teknolojinin en uygun maliyetlerle elde edilmesi mümkün olabilir.

Saydığım avantajların yanında sorunlar da olabiliyor. Bunların başında yerel risk ve ihtiyaçlar arasındaki farklılıklar olarak karşımıza çıkıyor. Çok uluslu firmalar yerel ihtiyaçların farkına varmak için bazen ağır kalabiliyor. Bunun en büyük sebebi, kültürel farklılıklar ve iletişim sorunlarıdır.

Aynı firmanın farklı lokasyonlarda farklı güvenlik uygulamaları gerçekleştirmesi ne gibi karışıklığa sebep olabilir?

H.Ö: En başta iletişim sorunlarına sebep olur. Farklı dilleri konuşan güvenlik yöneticilerinin, farklı konulardan bahsetmesi ve farklı önceliklere sahip olması biraz önce açıklamaya çalıştığım faydaların elde edilememesine sebep olur. Edinilen bilgi ve tecrübelerin paylaşımı mümkün olmaz, bu da koordineli bir güvenlik risk yönetimini zorlaştırır ve maliyetlerin artmasına sebep olur.

Diğer taraftan aynı ülkedeki farklı lokasyonlardaki güvenlik birimlerinde bu standartların oluşturulmaması yönetimin en temel fonksiyonlarından birisi olan koordinasyon görevinin göz ardı edilmesi demektir. Bana göre, bir güvenlik yöneticisinin en önemli hedefi standartları oluşturmaktır.  Pro-aktif bir yaklaşım ile kuralları önden koyamayan bir güvenlik yöneticisi, meydana gelen sorunları çözmeye çalışmaktan başka bir şey yapamayacaktır.

T.B: Aslında bu bir gerekliliktir. Güvenliği etkileyen etmen olarak az önce suç olgusundan bahsetmiştik. Bu tür değişiklikler içinde bulunulan binaların yapısına, giriş-çıkış noktalarının sayılarına, kaç kat ve katlardaki kişi sayılarına (tahliyeler için), mekânlarda korunacak varlıklara (Asset), o varlığın suçluları cezbediciliğine, operasyonun şekline vs. göre bile değiştiğinden, değil sadece ülkeden ülkeye, şehirden şehre, binadan binaya bile değişmelidir. Yeter ki koruma yaklaşımlarında gerekli standartlar sağlansın. Bunlar da “minimum standartlar” ve “best practice” lerde verilmektedir. Ancak bu hususların detayı arttıkça yerel gerekliliklerin üstüne çıkmaları engellenir tarzda hazırlanmaları önemlidir.

Tam aksine, güvenlik konusunda “ One Solution Fits All “ (Tek çözüm her yere uyar) yaklaşımı zaafiyet ve peşi sıra saldırı getirir. Asla bu şekilde düşünülmemelidir.

Şirketlerin sistemlerini standart ve merkezi hale getirmesinin faydalarından ve öneminden bahsedebilir misiniz?

T.B: Güvenlik zor bir iştir ve kolayına kaçmak her zaman sıkıntı doğurur. Ancak bilgi (know-how) eksikliği olan yerel noktalarda işin nasıl yapılacağı hususunda minimum standartlar ve best practice‘lerden çok şey öğrenilir. Bu husus da göz ardı edilmemelidir.

Özellikle standartların içerisinde business faaliyetinin yapıldığı mekânların korunmasında Çevresel Dizayn CPTED (Crime Prevention Through Environmental Design) kurgulanmasından başlayarak Fiziksel Güvenlik (Dizayn ve Elektronik Güvenlik), Koruma Nöbetleri (Guarding) kullanılır. Bu olgular inşaatlarda demir ve kum gibidir. Ancak bunlar prosedürlerle bir bütün haline getirilebilir. Prosedür bu iki uygulamanın çimentosudur. Bu tür uygulamalar aynı zamanda çok uluslu firmalarda, CEO’dan Direktörlere, kilit personelin ikametlerinin korunmasına kadar varabilmektedir.

Diğer taraftan, Çok Uluslu Firmaların çoğunda kendi iş akışlarının da korunması söz konusudur. Mesela; Seyahat Güvenlik İlkeleri (Travel Security Guidelines) iş için dünyanın herhangi bir yerine seyahat eden çalışanın Firma tarafından korunması konusunda yazılı prensipler yayınlanır. Kimi bölgelerde bu tür çalışanların kaçırılması, öldürülmesi, soyulması ve hatta bu tür mağdurlardan firmanın gizli bilgilerinin elde edilmesi de korunmaktadır. Hatta bu konuda batılı ülkeler kendi firma ve vatandaşlarını da korumak üzere Dışişleri Bakanlıklarının sitelerinde ülkeden ülkeye, hassas bilgiler paylaşırlar. Firma güvenlik müdürleri de buralardan aldıkları bilgilerle personellerini bilgilendirir ve yönlendirirler. Bu durum da firmanın standartları doğrultusunda merkezi koordinasyonla sürdürülür.

Konun önemi ise, insan olarak birinin bir şekilde mağdur olmasının engellenebilmesinin yanı sıra şirket direncinin artmasıyla sağlanan fidyelerden de kurtulmaktır.

H.Ö: Günümüzde her güvenlik departmanının önceliği standartlaşma ve merkezileşme olmalı. Özellikle zincir perakende firmaları gibi pek çok farklı lokasyonda yer alan işyerlerinde bunun önemi çok daha büyüktür. Güvenlik departmanları, riskleri bertaraf etmek üzere tüm işyerlerinde standartlaşmayı ve güvenlik yönetim usullerini merkezileştirmeyi hedeflemelidir.

Hakan Bey, standartlaşma ve merkezileşme açısından Tesco Kipa olarak sizin uygulamalarınızdan bahseder misiniz?

H.Ö: Tesco Kipa olarak,  güvenlik konusunda yoğun bir hazırlık ve uygulama sürecinden geçtik. İşe kapsamlı bir risk analizi yaparak başladık. Bu çalışma sonunda gördük ki aslında karşılaşma ihtimalimiz olmayan risklere karşı ilave güvenlik tedbirleri almışız ve bazı gerçek riskleri ise göz ardı etmişiz. Ayrıntılı çalışma sonunda Tesco Kipa’ya yönelik gerçek riskleri belirledik.

Bu riskleri karşılamak üzere Tesco’nun uluslararası güvenlik standartlarını esas alarak ve yerel ihtiyaçları gözeterek güvenlik prosedürlerimizi hazırladık. Daha sonra tüm prosedürleri uygulama talimatları ve eğitim paketleriyle destekleyerek hem güvenlik ve kayıp önleme personelinin bilgi ve becerilerini, hem de güvenlik dışındaki çalışanların farkındalık seviyelerini artırmaya yönelik çalışmalar yaptık.

Burada amaç, tüm çalışma arkadaşlarımızda risklere karşı standart davranışları yerleştirmekti; ancak perakende sektöründeki hızlı çalışan sirkülasyonu bu hedefe ulaşmada karşımıza engel olarak çıktı. Bu nedenle planlamalarımızı, tehditlerin erkenden tespitine ve caydırıcı güvenlik donanımlarına öncelik vererek yaptık.

Bu arada, tüm mağaza ve işyerlerimizde elektronik güvenlik donanımlarının standartlarını oluşturduk ve bütçe imkânları çerçevesinde eksiklikleri tamamladık. Donanım standartlarının hazırlanmasında yine Tesco’nun uluslararası standartlarından yararlandık.

Aynı zamanda, tüm güvenlik tedbirlerinin ve ekipmanlarının bir merkezden sevk ve idare edildiği bir merkez oluşturduk. Bu merkez aracılığıyla tüm işyerlerimizde CCTV ve alarm sistemlerinin uzaktan izleyebiliyor ve ortaya çıkan güvenlik sorunlarına merkezden destek olabiliyoruz. Bu merkez, muhtemel güvenlik olaylarını önceden belirlemek ve mağazalarımızı uyarma konusunda da çok önemli faydalar sağlıyor. Bu da güvenlik sorunlarına pro-aktif yaklaşımımızın en önemli göstergelerinden birini oluşturuyor.

Bu bize hangi faydaları sağladı? Öncelikle maliyetlerimizi %40’a kadar düşürmeyi başardık. Diğer taraftan, güvenlik standartlarımızı önce korumayı, daha sonra geliştirmeyi başardık. Müşteri ve çalışan memnuniyetinin arttığını gözlemledik. Krizlere ilk müdahale ve küçük çaplı olayları yönetme kabiliyetlerimiz arttı.  Dolayısıyla, şirket genelinde kayıplarımızı kontrol altına almak konusunda önemli gelişmeler sağladık.

Tayfun Bey sizce elektronik güvenlik sistemlerinin ve bu sistemlerin birbiriyle entegrasyonun, küresel güvenliğin sağlanmasında oynadığı rol nedir?

T.B: Batıda özellikle çok uluslu firmaların ticareti, güvenlik gibi topyekûn bir faaliyettir. Ülkenin firmaları küresel satışlarıyla ülkeye parasal girdi sağlarlar. İmal ettikleri mal ve hizmetlerin arkasında üniversitelerinin bilgi aktarımı vardır. O bilgi ülkesinin bilgi ve know-how‘ıdır. Dolayısıyla bu tür firmaları o ülkenin istihbaratı, polisi, vatandaşına varıncaya kadar hep bir koruma kalkanı sağlanır. Bunlar da özellikle vatandaşlar için farkındalık eğitimleri ile sağlanır.

Bu konu diğer bir bakış açısıyla terse de işler. Güvenlik konusunda Ülke güvenliği (Homeland Security) ve Firma Güvenliği (Corporate Security) karşılıklı iletişim içerisindedir ve topyekün faaliyet bakış açısıyla öyle de olmalıdır. Ticareti korurken firmalar devletten destek alır. Devleti korurken bir firmanın elektronik düzeneklerince tespit edilen bir delil de devlet tarafından firmadan istenir. Bu iletişimde sorun olmaz çünkü hemen hemen her yerde Firma Güvenlik Müdürleri devlet kökenli eski çalışan ya da emeklilerdir (Asker, Polis, İstihbaratçı). Çok azında IT kökenliler bu görevi alır.

Türkiye’de CCTV konusunda özel teşebbüs devletten önce elektronik güvenliğe yatırım yapmıştır. Küresel uygulamalarda da çoğunlukla böyledir. MOBESE uygulamaları başta ana arter, kavşak ve kamunun yoğunlukla bulunduğu yerlere, Kritik Altyapılara (Infrastructure) bakar. Her yere kurulması mali açıdan mümkün değildir. Diğer taraftan, firmaların kameraları sokak aralarında dahi vardır ve devletin ihtiyacı olması durumunda küçük firmalarca bile destek verilir. Bu sayede ülke içi güvenlikte işbirliği sağlanmış olur.

Küresel Güvenliğin sağlanması noktasında ise bu tür delil ve bilgiler Adli Birimler arasında istinabelerle (Yardımlaşma Talepnameleri), Polis birimleri arasında İnterpol aracılığıyla ve karşılıklı antlaşmalar çerçevesinde İstihbarat birimleri arasında paylaşılmaktadır. En azından böyle olduğunu medyadan takip ediyoruz.

Hakan Bey, Tesco Kipa’nın farklı bölgelerdeki çalışanlarının standart güvenlik önlemlerine uygun hareket edip etmedikleri nasıl kontrol ediyorsunuz? 

H.Ö: Biraz önce bahsettiğimiz sistemin en önemli bileşeni kontrol prosedürleridir. Tabletler üzerinden kullandığımız basit bir yazılımla, her işyeri için çeşitli konularda oluşturduğumuz kontrol formlarını aracılığı ile güvenlik önlemlerinin uygulanma derecesini ve ortaya çıkan sorunları anlık olarak takip edebiliyoruz. Kontrol faaliyetlerimiz günlük, haftalık, aylık ve üç aylık olmak üzere tekrarlıyoruz ve  aksaklıkları süratle gideriyoruz.

Bir güvenlik şirketi, uluslararası bir firmanın küresel güvenliğini sağlamakla görevlendirildiğinde, hangi adımları izleyerek sistemi oluşturmalı?

T.B: Tek bir güvenlik şirketinin uluslararası kurumsal güvenliği tesis edebilmesi için kendisinin de küresel bazda faaliyet sürdürmesi gerekir. Her ülkedeki oluşumu o ülkenin yerellerinden oluşmalıdır. Yerel ve kültürel mülahazaları işin içine sokabilmek, yerel suçluluğu bilebilmek için bu gereklidir. Aksi takdirde bir yabancı güvenlik müdürünün Türkiye’de görev yaparken yanında kendisini yönlendirecek bir uzmana ihtiyacı olur. Bu gibi durumlarda çoğunlukla uzmanın yönlendirmeleri ile iş yürütülür. Kimi kültürel olguları yabancı anlamayabilir ve hatta algılamada zorluk çekerek tavsiyelerin gerçek dışı olduğunu bile düşünebilir. Uzman her zaman itimat edilebilir biri olmalıdır. Uzman yabancının da kültürünü bilmeli ve neyi nasıl anlatacağını bilmelidir.

Küresel Güvenlik Şirketi kendi birikim ve standartlarını yerelde görevlendirdikleri aktarmalı ve standardı minimumda sağlayabilmelidir. Yabancı denetçilerini göndererek standartlara uyumu denetleyebilir. Lisan problemi olmadığı sürece ülkelerdeki yerel Özel Güvenlik Kanunlarına göre hareket edilmesi gerçeği göz ardı edilmemelidir. Yerel standartlara uyum bir başka gerekliliktir. Aksi taktirde iş yeri açma lisansının iptali her zaman mümkündür. Böyle bir durum da işi kaybetmesine sebebiyet verecektir.

Bu tür iş yerlerinin açılması, lisansının verilmesi ülkeler arasındaki mütekabiliyet (karşılıklılık) ilkesine dayanır. Uluslararası kurallardandır.

H.Ö: İlk yapılması gereken, o firmanın operasyonel süreçlerinin ve kurumsal kültürünün anlaşılması olmalıdır. Çünkü, bu iki konu tüm güvenlik süreçlerini ve derecesini doğrudan etkiler. Daha sonra şirkete yönelik risklerin ve tehditlerin kapsamlı olarak belirlenmesi ve bunların derecelendirilmesi gerekir. Sonraki aşamada güvenlik plânlamaları can güvenliğini ön plânda tutacak şekilde yapılmalı ve plânlar üzerinde firma yönetimi ile mutabık kalınmalıdır. Planların uygulama aşamasına gelindiğinde de tüm personele gerekli eğitimler verilmelidir.

Burada dikkat edilecek konu güvenlik planınızda, elektronik önlemler ağırlıklı olmak şartı ile ekipmanların, insanların ve iletişim yöntemlerinin optimum bir bileşimini sağlamaktır.

En önemlisi, güvenlik birimi koruma hizmeti verdiği firmaya sağladığı faydaları sayısal olarak gösterecek bir performans değerlendirme sistemi kurmalı ve periyodik olarak raporlayabilmelidir.

Gelecek yıllarda teknolojinin de gelişimi, küresel güvenlik önlemlerine nasıl yansıyacak?

H.Ö: Benim kanaatime göre güvenlik tedbirlerinde teknolojinin yeri her geçen gün ağırlık kazanacak ve güvenlik sistemlerinde yazılım uygulamaları daha da gelişecek.  Diğer bir ifadeyle, akıllı sistemler gittikçe yaygınlaşacak ve değişik lokasyonlardaki akıllı sistemler arasında entegrasyon ve iletişim ihtiyaçları belirginleşecek. Günümüzde aynı sektörde ve aynı lokasyonda iş yapan firmalara yönelik riskler büyük oranda ortaktır. Ancak, firmaların bu tehditlerle ortak mücadele etmek gibi bir yaklaşımı henüz bulunmuyor. Gelecekte, bu tür işbirliği ortamlarının daha çok konuşulacağını ve gerçekleşmesi halinde genel güvenlik seviyesinde kaçınılmaz bir gelişme olacağını tahmin ediyorum.

Diğer taraftan, insan faktörünün vazgeçilmezliğinin devam edeceğini, ancak kaliteli insan gücüne olan ihtiyacın da artacağını tahmin ediyorum. Risk yönetimi ve teknoloji becerileri gelişmiş güvenlik yöneticileri bu ihtiyacın temelini oluşturacaktır.

T.B: Günümüzde güvenlik sektörünün geleceğine yönelik özellikle 2 önemli hususta gelişme beklenmektedir. Bunlar; yüz tanımlama (Face Recognition) ve Radyo Frekanslı Kimlik Belirleme (RFID: Radio Frequency Identification)dir. Daha genel tanımlama gerekirse beklenti video analizler konusunda odaklaşmaktadır.

Bu iki olgunun gelişimi ile hem güvenlik hem de ticaret (dijital satış) alanlarında dünya çok daha farklı bir noktaya gelecektir. Güvenlik yatırımlarında, yatırımın firmanın diğer iş kollarında da kullanılması yatırımın geri dönüşünü sağlayacağından itici güç (force multiplier) etkisi doğuracaktır.

Çok da uzun zaman alacağını tahmin etmiyorum. Elektronik Güvenlik, insanla sağlanan güvenlik ve prosedürlerin gerekliliği her zaman var olacaktır. İnsan güvenliğinin gereklerinden biri de saldırıya tepki gösterecek görevlinin algı yeteneğidir. Bu doğrultuda elektronikle daha az insan kullanımı söz konusu olacaksa da insan kullanımı sıfırlanamaz. Sadece güvenlik görevlisinin daha kalifiye olmasını gerektirir.

Son olarak okurlarımıza ne söylemek istersiniz?

H.Ö:  Şunu özellikle belirtmek isterim ki; ülkemizdeki güvenlik ve kayıp önleme profesyonellerinin yetenekleri, güvenlik şirketlerinin ürün ve hizmet kaliteleri dünya ortalamalarının oldukça üzerindedir. Bu konuda kendimize güven duymalıyız ve sürekli gelişim için çalışmalara devam etmeliyiz, güvenliğin her alanında çalışan firmaları, yurt dışındaki örnekleriyle karşılaştırma fırsatı bulmuş birisi olarak bunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. İhtiyaç duyduğumuz insan gücünü yetiştirecek kurumlar ve yazılı kaynakların eksik olması ise güvenlik sektörünün büyük eksikliğidir.

T.B: Eklemek istediğim tek bir husus ülkemizde insanla yürütülen güvenlik hizmeti Fiziksel Güvenlik olarak adlandırılmaktadır. Aslında dünyada bu ifade ile tanımlanmak istenen Çevresel Dizayn ve Elektronik Güvenliktir. Google Amcaya “ Physical Security “ yi sorduğunuzda karşınıza bunların geleceğini göreceksiniz. Bu yanlış tanımlamanın kaldırılması yönünde paylaşımımı sizin aracılığınızla tüm okurlarınıza iletmek isterim.

a&s turkiye